DİNLER

BUDA (BUDDHA)

MÖ 6 veya 5. yüzyılda Hindistan'da yaşamış, din adamı ve Budizm'in kurucusu olduğu düşünülen Sidarta Gotama'nın lakabı "Buda" olduğundan ona atfedilen isimdir. Sanskritçede (Hint-İran koluna bağlı bir dil) "uyanmış kişi" anlamına gelmektedir. Başka dinlerde kutsal bir figür olarak kabul edilir. Bahailikte (tek tanrılı din) ise bir peygamber sayılmıştır. Buda lakabı olan Sidarta Gotama, "kusursuz bilgeliğe ulaşmış kimse" olarak da anılır.

BUDA (BUDDHA)

 

Sidarta Gotama (Buda)'nın doğum ve ölüm tarihleri kesin bilgi bulunmamaktadır. Ancak MÖ 563 yılında doğduğu tahmin ediliyor. Günümüzde yapılan araştırmalara göre bu tarih değiştirmiştir. Bilim adamlarının çoğu İsa'dan Önce 560-483 tarihlerini uygun bulmuştur. 
Rivayete göre; Sidarta Gotama Hindistan'ın kuzeydoğusunda yer alan Lumbini'de doğmuştur. Nepal sınırının yakınlarında Kapilavastu şehrinde hüküm süren Sakya hanedanına mensup olduğu tahmin ediliyor. Babası Suddhodana (bugünkü Hindistan - Nepal sınırlarında) Şakya kabilesinin kralıdır. Annesi Maya'dır. 
Sidarta Gotama, Hint Tanrısı Brahma’ya hayatının sonuna kadar, kendini insanlığı acıdan kurtarmaya adayacağına söz vermiştir. Efsaneye göre ; bir keşişin ateşli hastalığı ve çürümekte olan bir cesedini görmüş ve bunun üzerine tüm bu acılardan bir çıkış yolu bulmaya karar vermiştir. 
Bunun üzerine Sidarta Gotama (Buda) 29 yaşındayken tek oğlu Rahula’nın doğumundan hemen sonrası çocuğunu, karısı Yasodhara’yı da alarak şehri terk eder ve çilenin ve acıların kurtuluş yolunu aramaya koyulur. Uzun bir müddet (tahmini 5-6 yıl)  Ganj vadisinde garip gibi dolaşmıştır. Dönemin din adamlarıyla birlikte olmuş. Onların yöntemlerini incelemiş ve uygulamıştır. Bir müddet sonra din adamların öğretileri onun  amacına yönelik olmadığını anladığında onları bırakır ve derin düşünme (Meditasyon) teknikleriyle kendi yolunu aramaya başlar. Bu durama “orta yol” diyerek açıklama yapmıştır. 
Sidarta Gotama (Buda) ölümünün ardından, hayat hikâyesini öğrencilerinden oluşan Sangha Topluluğu tarafından derlenmiş ve çok uzun bir süre sözlü olarak aktarılmıştır.
 

Ömer PalabıyıkÖmer Palabıyık