ANTİK ŞEHİRLER Haber Girişi : 08 Temmuz 2021 23:00

PHASELİS ANTİK KENTİ - ANTALYA

PHASELİS ANTİK KENTİ - ANTALYA 
Antalya ilimizin sınırlarında yer alan Phaselis, Antalya Körfezi’nin batısında kalmaktadır. Antalya merkeze 55 km mesafede yer alan Phaselis, Kemer ilçesine bağlıdır. Kemer merkezden ise yaklaşık 15 km mesafede yer almaktadır.
Phaselis Antik Kenti’nin Kuruluş Efsanesi
Akdeniz kıyısında yer alan Phaselis kenti konumu itibariyle büyük önem arzetmekteydi. Phaselis’in kuruluşu ile ilgili efsaneye baktığınızda ise Dor kökenli Lakios adlı bir kolonist tarafından M.Ö. 691-690 yıllarında kurulduğu bilinmektedir.
Efsaneye Göre; Lakios ve kardeşi Antiphemos bir şehir kurmak üzere birlikte yola çıkarlar. Yola koyulmadan evvel bir kahine gidip danışmak isterler. Kahin, Lakios’a kardeşinin gideceği yönün tam tersine yol almasını söyler. Aynı zamanda kahin, Lakios’un gemilerinin bir burunda batacağını, batan gemilerin olduğu bu burundan bir gün boyunca kuzeye doğru yürümesini ve gün batarken de varacağı noktada şehri kurabileceğini söyler. Lakios, kahinin sözlerine kulak verir ve gemileri ile yola çıkar. Lakios’un gemileri Hiera Akra’da yani günümüzdeki Adrasan yakınlarındaki Gelidonya Burnu’nda batar. Kehanete uyulur, Lakios ve adamları bir gün boyunca kuzeye doğru yol alırlar. Nihayetinde gün batarken bugünkü Phaselis’in bulunduğu noktaya varırlar.
Burada Kylabros isimli bir çobanla karşılaşırlar. Çobana arazinin kime ait olduğunu ve satın almak istediklerini söylerler. Çoban Kylabros bu arazinin sahibi olduğunu ve kendilerine satabileceğini söyler. Lakios ve adamları çobana arazinin karşılığında arpa ekmeği mi yoksa tuzlu balık mı istediğini sorarlar. Çoban Kylabros’un cevabı ilginçtir: “Arpa ekmeğini her gün zaten yiyorum, benim tercihim tuzlu balıktır” der. Ve biraz tuzlu balık karşılığı Lakios’a satılan arazide Phaselis Antik Kenti kurulur. İleriki yıllarda Kylabros yarı kahraman ilan edilir ve kendisi adına şenlikler düzenlenir.
Bu arada şehrin kuruluşunun simgesi tuzlu balık olur ve tuzlu balık sembolü Phaselis’te basılan paraların üzerinde yerini alır. Sadece tuzlu balık değil, gemi resimleri de sikkelerde yerini almıştır. Bu ilginç pazarlık ve alışveriş yavaş yavaş tüm antik dünyada duyulur, haliyle alay konusu olur ve “Phaselis Hediyesi” tabiri ortaya çıkar. “Ucuza kapatılmış, ucuza gitmiş” anlamında bir deyim olarak “Phaselis Hediyesi”dillerden dillere aktarılır.
Phaselis (Faselis) Antik Kenti Tarihçesi
Bazı arkeologlar kuruluş efsanesinde adı geçen Lakios’un Argos kökenli olduğunu ve Mopsos soyundan geldiğini iddia etmektedir. Hatta Mopsos’un ismine ithafen antik çağda kentin isminin “Mopsopia” olduğu söylenmektedir. Lakios doğuya yönelip Phaselis’i, kardeşi Antiphemos batıya yönelerek Sicilya’daki Gela kentini kurar. M.Ö. 691-690 yılında Phaselis tarih sahnesinde yerini almayı başarır.
Kentin konumuna baktığınız zaman son derece önemli bir noktada olduğunu görüyorsunuz. Akdeniz kıyılarında bulunan ve 3 limana sahip olan Phaselis önemli bir liman kentiydi. Amasyalı Coğrafyacımız Strabon “.... önemli, üç limanlı bir kent olan Phaselis’e ve bir göle gelinir....” cümleleri ile bahseder Phaselis’ten. Bu sözlerden anlaşıldığı üzere kentin üç limanı bulunmakta ve küçük bir gölün varlığından da bahsedilmekteydi. Günümüzde bu gölün olduğu yer sazlıktır.
Phaselis; Mısır, Suriye ve Yunanistan arasındaki deniz ticaretinde çok önemli bir güzergahtı. İkisi doğuda biri ise batıda yer alan korunaklı limanları sayesinde denizcilere kötü havalarda sığınma imkanı tanıyordu. Gemiler için bulunmaz bir nimet olan Phaselis sahip olduğu konumun etkisiyle zenginleşerek önemli bir liman kenti olmayı başarmıştı. Nitekim kentte basılan sikkeler üzerinde bulunan gemi ve balık motifleri kentin kuruluşu ve işleyişi hakkında tüyolar vermektedir.
Peki en çok merak edilen “Phaselis Likya kenti miydi yoksa Pamfilya kenti miydi?” sorusunun cevabı nedir? Phaselis bazen Likya bazen de Pamfilya (Pamphylia) Bölgesi’nde gösterilmiştir. Aslında tam olarak iki bölgenin sınırında yer almaktadır. M.Ö. 2. yüzyılda ise Likya Birliği’nde yer aldığını ve M.Ö. 68 yılına kadar birliğin sikkelerini bastığını da belirtelim.
M.Ö. 5. yüzyılda Pers egemenliğine giren kent, M.Ö. 4. yüzyılda Karya Satrabı Mausolos’un hükmü altındadır. Ardından komşu şehir Limyra’nın Kralı Perikles’in egemenliğinde kalır. M.Ö. 334 yılında ise Büyük İskender gelir ve Phaselisliler kenti savaşmadan İskender’e hediye ederler. Büyük İskender bir müddet Phaselis’te kalmıştır. Büyük İskender’den sonra bir çok kez el değiştiren Phaselis, yakın komşusu Olimpos (Olympos) ile birlikte korsan saldırılarına maruz kalmıştır. Zeniketes isimli meşhur korsan hem Olimpos’u hem de Phaselis’i kendine üs edinerek bir çok saldırı ve yağma gerçekleştirmiştir.
Phaselis, M.Ö. 42’de Roma egemenliğine girmiştir. Bu dönemde Roma’nın ihtişamını yavaş yavaş kendisinde toplayan kentin yıldızı daha da parlamıştır. M.S. 130 senesinde Roma İmparatoru Hadrianus (Hadrian) kenti ziyaret etmiştir ve onuruna bir kapı inşa edilmiştir. İmparator Hadrian adına Efes (Ephesus), Antalya (Attaleia) ve Perge’de inşa edilen kapılara benzer bu kapı şehrin içinde göreceğiniz yapılardan.
Bu zengin dönemde Phaselis bazı sıkıntılar da yaşamıştır. Rodoslu gemicilerin getirdiği düşünülen Sıtma hastalığı, ayrıca zaman zaman yaban arısı baskınları sebebiyle Phaselis zor günler yaşamıştır. M.S. 5. ve 6. yüzyıllarda ise kentte Bizans egemenliği görülmektedir.
5. yüzyılla beraber kent küçülmeye başlamıştır. Bundaki etken hem kentin içindeki gölün giderek bataklık haline gelmesi hem de Attaleia (Antalya) kentinin daha ön plana çıkması olmuştur. M.S. 10. yüzyılda Antalya şehrinin surlarının onarımı için Phaselis’teki pek çok mermer Antalya’ya götürülmüştür. Yani bir nevi Phaselis Attaleia’nın mermer ocağı olmuştur. Anadolu Selçuklu Döneminde ise şehir Türklerin eline geçmiş lakin yavaş yavaş terkedilmiştir. Zamanla ıssızlaşan kent önemini kaybetmiştir.
Phaselis tarih boyunca ticaret ile ayakta durmuş bir kentti. Toroslar’ın eteklerindeki bu kent ormanlarla kaplı dağların nimetlerinden faydalanmış ve yoğun bir şekilde kereste ticareti gerçekleştirmişti. Çeşitli orman ürünleri, gül yağı, gül ürünleri ve kokulu kremler de Phaselis’te üretilenlerdendi.
Phaselisliler hem tarım hem de hayvancılık ile uğrşıyorlardı. Phaselisliler paraya düşkünlükleri ile nam salmışlardı. Hatta Akdeniz’in açgözlü tüccarları olarak ünlenmişlerdi.
Phaselisliler’in baş tanrıçası Athena idi. Athena dışında Zeus, Apollon, Aphrodite, Nike, Tyche, Isis ve Helios inanılan tanrı ve tanrıçalardı. Ayrıca şehrin en ünlü kişisi filozof-şair Theodektes idi. Aristoteles ve Platon’un öğrencisi olan Theodektes saygın biriydi ve 50 civarında tragedia yazmıştı.
Phaselis Antik Kenti Yapıları
Çam ve sedir ağaçlarının arasında yeşilin tonları Phaselis’e gelenleri büyüler. Olimpos Beydağları Milli Parkı’nın en göz alıcı yerlerinden burası. Bir adım ötesinde tüm heybetiyle selam duran Tahtalı Dağı’nın 2365 metre zirvesi Phaselis’in nazar boncuğu gibidir. Kente göz koyanları ürkütür biraz, ama çok haşmetlidir.
1. Su Kemeri (Aquaduct)
Phaselis’e girdiğinizde göreceğiniz en anıtsal yapıdır. Otoparka geldiğinizde tüm görkemiyle göz kırpacaktır size. Heybetli su kemeri hala ayakta ve yıllar boyunca Phaselisliler’in su ihtiyacını karşılamıştır. M.S. 2. yüzyılda kurulan su kemeri Roma dönemi eseridir. Tahtalı Dağı’ndan ve kuzeyde yer alan tepedeki kaynaktan şehre su taşımak için kurulan su kemeri yaklaşık 450 metre uzunluğundaydı. Günümüze bir kısmı kalsa da hala gösterişli.
2. Limanlar / Koylar (Kuzey – Güney – Askeri Limanlar)
Phaselis asırlar boyu deniz ticareti ile geçimini sağlamış ve zenginleşmiş bir kentti. Sahip olduğu konum kente büyük avantajlar getirerek Akdeniz’deki ticarette büyük rol oynamasını sağlamıştır. Rüzgar nereden eserse essin korunaklı limanları deniz tüccarları ve gemileri için büyük fayda sağlıyordu.
Phaselis Antik Kenti üç limana sahipti. Bugün kenti gezerken de göreceğiniz Kuzey Limanı, Güney Limanı ve Askeri (Merkez-Orta ) Liman. Bir yarımada üzerine kurulu kentin kuzey ve güney limanları arasında askeri limanı yer almaktadır. Askeri Liman Merkez ya da Orta Liman olarak ta anılmaktadır. Günümüzde bu 3 koyda yüzmek serbest olduğu için tarihi limanlar deniz severlerin gözdesi durumunda.
Askeri Liman (Merkez-Orta Liman): Su Kemeri’nin hemen arka tarafında göreceğiniz limandır. Bu liman daha sığ ve dalgasızdır. Diğer koylara göre daha küçük olsa da sakin ve dalgasız oluşundan dolayı tercih edilen koydur. Liman içinde mendirek kalıntıları vardır. Renkli taşları, masmavi suları ile göz alıcı güzelliktedir.
Kuzey Limanı: Phaselis’in ticaret hayatından kalan günlerin aksine o kadar da hareketli değil artık burası. Şimdilerde pek tercih edilmemesinin nedeni ise diğer limanlara/koylara kıyasla açık olması ve daha çok rüzgar alması. Elbette yüzen ve güneşlenen var. Fakat diğer iki koy daha çok tercih ediliyor.
Güney Limanı: Phaselis’in en uzun koyu/limanı. Sahil şeridinin uzunluğu ve daha az rüzgar alışı sebebiyle yaz boyunca dolup taşan koylardan biridir.
Burada denizin dibi kumluk plaj da öyle. Sahip olduğu avantajlardan dolayı Güney Limanı mal aktarma yeri olarak kullanılmıştı. Ayrıca İmparator Hadrian kente bu limandan gelmiş olmalıdır. Zira Hadrian Kapısı Güney Liman yönünden sütunlu caddeye girişe inşa edilmişti.
Koyun sığ olması özellikle çocuklu aileler için büyük avantaj. Phaselis koylarının hiç birinde şezlong ya da şemsiye yok. Fakat sahil şeridinin hemen dibindeki çam ağaçları gelenlerin en büyük kurtarıcısı. Ya da herkes kendi şemsiyesini getirerek güneşten korunuyor.
3. Sütunlu Cadde (Ana Cadde)
Kentin ayakta kalan yapılarını en iyi gözlemleyeceğiniz yerdir. Sütunlu Cadde, Güney Limanı ile Askeri (Merkez) Liman arasında konumlanmıştır. Güney Limanı’ndan Askeri Liman’a ya da tam tersi konumdaysanız bir diğer taraf geçmek için Sütunlu Cadde’yi kullanabilirsiniz. Böylece Phaselis’ten geriye kalan yapıları görebilirsiniz.
Caddenin uzunluğu yaklaşık  225 m. ve genişliği ortalama 25 metredir. Çam ağaçlarının kapladığı ve gölgesi ile rahatlattığı caddede yürürken her iki tarafta yer alan basamaklar dikkatinizi çekiyor. 3’er basamaklı oluşu stadyum izlenimi vermektedir. Ki zaten bu ana caddenin stadion olarak kullanıldığı da ileri sürülmektedir. Fakat büyük ihtimalle bu kısım üzeri ahşapla örtülü olan stoa idi.
Yolun sağında ve solunda postamentler (kaide) yer almaktadır. Zamanında bu postamentlerin üzerinde kentin ileri gelmiş kişilerinin heykelleri yer almaktaydı. Ayrıca caddede kanalizasyon sistemi bulunmaktadır. Böylesi ticari zenginliğe ulaşmış bir liman kentinde bu sütunlu ana cadde, yüzlerce kişinin gün içerisinde adımladığı ve sosyalleştiği yer idi.
4. Roma Hamamı – Latrina – Küçük Hamam
Sütunlu Cadde üzerinde şayet Askeri Liman tarafından yürümeye başladıysanız, sağınızda göreceğiniz hamam Roma Hamamı’dır. Tipik bir Roma hamam özelliği gösteren yapı agoranın güneyindedir. Hipokaust sistemi ile ısıtılan hamam M.S. 3. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Limanlara bu kadar yakın mesafede hamam bulunması pek olağan durum. Gelen ziyaretçilerin temizliği için kullandığı hamam büyük ölçülere sahiptir.
Sütunlu Cadde’de yürümeye devam ettiğinizde ise tabanı mozaik döşeli Latrina karşınıza çıkıyor. Umumi tuvaletler (latrina) ana caddelerde mutlaka bulunan yapılardan. Latrina’dan hemen sonra ise Küçük Hamam karşınıza çıkıyor.
Hipokaust sistemini net bir şekilde görebileceğiniz Küçük Hamam cadde üzerinde yer alan bir diğer hamamdır. Roma dönemi hamam ısıtma sistemi hakkında bariz deliller sunan Küçük Hamam’ın hipokaust sistemi mutlaka görülmelidir.
5. Agoralar
Sütunlu Cadde üzerinde agoralar karşınıza çıkacaktır. Phaselis Antik Kenti’nde 3 adet agora yer almaktaydı. Bu agoralar; Hadrianus Agorası (Tetragonal Agora), Domitianus Agorası ve Geç İmparatorluk Dönemi Agorası idi. Birisi tiyatronun karşısında diğer ikisi de sütunlu cadde üzerinde yer almaktaydı.
Tiyatronun hemen karşısında yer alan Tetragonal Agora’dır ve İmparator Hadrianus’a adandığı için Hadrianus Agorası olarak anılır. Diğer 2 agora ise cadde üzerindedir. Domitianus Agorası M.S. 1. yüzyılda inşa edilmiş olup Phaselis kentinin en eski agorasıdır.Kentin ticaret merkezi diyebileceğimiz bu pazar yerleri dükkanlarla çevriliydi ve alışverişin bel kemiğini oluşturuyorlardı. Phaselis ticarette zirve yapmış kentlerden biri olduğuna göre kentte 3 liman ve 3 agoranın varlığı elbet kulağa şaşırtıcı gelmiyor.
6. Hadrianus (Hadrian) Kapısı
Kapının sadece temelleri yerinde kalmış olsa da, bir zamanlar ne kadar ihtişamlı durduğunu hayal etmek zor değil. Hadrian Kapısı, Güney Limanı’ndan kente giriş bölümünde inşa edilmiştir. Kemerli olarak tasarlanan kapı, Roma İmparatoru Hadrian’ın M.S. 130 senesinde Phaselis’e gelişinin onuruna inşa edilmiştir.
İmparator Hadrianus’un Anadolu’yu ziyaretleri sırasında onuruna inşa edilen kapılar bugün bile herkesçe tanınır. Mesela Antalya Kaleiçi’nde yer alan Hadrian Kapısı en sağlam ve gösterişli olan kapıdır. Yine Perge Antik Kenti’nde ve Ephesus (Efes) kentinde inşa edilen kapılar Hadrian’ın yüzlerce yıllık ihtişamını fısıldar.
Kapının hemen yan tarafında ise kapıdan kalan kalıntılar ve yazıtlar sergilenmektedir.
7. Tiyatro
Kentin olmazsa olmaz yapısıdır. Akropolün eteklerine inşa edilen tiyatro tipik bir Hellenistik dönem tiyatrosudur ve tahmini olarak M.Ö. 3. yüzyılda inşa edilmiştir. Tiyatronun seyirci kapasitesi yaklaşık 5 bin kişidir.
Bölgenin taşı olarak bilinen Konglomera bloklardan inşa edilmiştir. 20 oturma sırasına sahip Cavea sağlam şekilde durmaktadır, tiyatronun sahne binası ise yarı ayaktadır. Bu sahne binası Roma döneminde eklenmiştir ve 2 katlıdır. Sahne binasının birinci katında yer alan 5 adet kapı arasında 6 tane niş bulunmaktadır. Bu nişlerde muhtemelen heykeller yer almaktaydı. Tiyatronun konumu son derece etkileyicidir.
8. Akropolis
Phaselis kentinin en erken yerleşim alanıdır. Günümüzde akropol malesef bitki örtüsü ile kaplanmış olup içerisinde çalışmalar yapılamamaktadır. Akropol içerisinde bir çok ev ve sarnıç yer almakla birlikte Athena Tapınağı olduğu da bilinmektedir. Günümüzde yeri tam tespit edilemese de Athena Phaselisliler’in baş tanrıçasıydı ve büyük ihtimal kentin bu yüksek kesiminde Tanrıçaya adanan tapınak bulunmaktaydı.
9. Nekropoller (Mezarlıklar)
Phaselis kentinde 2 nekropol alanı bulunmaktaydı. Kuzey Nekropolü ve Batı Nekropolü kentin ölü gömme adetlerine yönelik ipuçları vermektedir. Lahit mezarlar, kaya mezarları, khamasorion (taş sandık mezar) tarzı gömü şekillerine rastlanmıştır.
 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.